Dün itibariyle 8 milyon kayıt geçildi. Binlerce çocuğun parçalanmaları, deneyler, tecavüz görüntüleri ve silüetleri, küresel çocuk kaçakçılığı, çocuklara yönelik türlü işkenceler ve daha nicesi.
Bunların failleri ise bugün dünyada uluslararası hukuk, insan hakları ve bir çok diğer değerin savunuculuğunu yapan ülke liderlerinden tutun teknoloji devlerine kadar göz önünde olan kapital sahibi kişiler.
Ve daha önümüzde açıklanacak milyonlarca dosya var. Neler göreceğimiz çok açık:
📌Bu gördüklerimiz bir sızıntı değil. Yasal süreçte öngörülen bir durum. Epstein dosyalarının açıklanacağı süreci hatırlıyorsunuz zaten. Son anda Trump baskısıyla bu "Kademeli dosya açılımına" dönüşmüştü.
📌Burada her açılan dosya bir üst şiddette mide bulandırıcı olarak ilerliyor. Daha çok iğrençlikler göreceğiz demek bu.
Şimdi magazinsel kısmı kenara bırakıp biraz süreci anlayalım.
- EPSTEİN Projesi (WEXNER ailesi)
Epstein sadece bir sapık değil. Leslie Wexner tarafından var edilen bir adam. Hiçbir zaman açıklanamayan başarısız bir adama (Epstein'e) tüm servetini bir anda emanet eden ve ardından onun bugün geldiği Küresel Şantaj ve suç dünyasının hakimi konumuna getiren adam.
Leslie Wexner, Amerikada doğmuş bir Yahudi bir ailenin çocuğuydu. Orta varlıklı bir ailenin çocuğuyken tüketim sektöründe yaptığı işler ve en son Victoria’s Secret'i satın almasıyla birlikte yükselişe geçti.
VS O dönem küçük bir şirketti. Wexner onu kadın iç giyim pazarında Luxery bir konuma getirdi. Böylece 90'lara geldiğimizde Wexner, Ohio'nun en zengin adamıydı. Tabi ki burada klasik bir sermayeder hareketi de görmüştük.
Wexner sadece Zengin değildi, ABD siyasetinin en önemli bağışçılarından da bir tanesiydi. Özellikle Annesinden gelen siyasi-iş dünyası bağlarını daha aktif bir destek sürecine girmişti.
Öyle ki artık doğrudan bağı olmayan aktörlere de erişebilmek adına " Wexner Family Foundation" kurulmuştu. Bu ağ, doğrudan iş ilişkisi olmayan ama dolaylı koruma ve etki sağlayan kişilerle bağlantı kuruyor.
Wexner'in ağı artık Wall Street dahil önemli yönetim kurulu üyeleri, Finans Danışmanları, en önemli Hukuk büroları ve bugün dahi isimlerini bildiğiniz, o dönem henüz yeni siyasetçi isimlerden oluşuyordu. Wexner Family, tüm bunları fonlamaya yani Siyaset ve iş dünyasında bir anahtar rolü oynuyordu.
Şirketler → Finans → Hukuk → Politika → Akademi/Medya
Elbette ABD gibi kapital bir ülkede bu tek yol değildi. Ancak zaten Wexner de tek anahtar değildi. Yahudi diasporasının kilit noktasına evrilen bir isimdi. Bunu öyle altı boş söylemiyorum. Wexner, en büyük Yahudi diasporası olan "Mega Group" kurucusudur.
Nitekim bir noktada artık bu ağın bir de görünen aktif bir yüzü olması kaçınılmazdı.
2- EPSTEİN HAMLESİ
Şimdi burayı anlamak için bir noktanın tekrar üstünden geçmemiz gerekiyor.
Epstein ve Wexner'in yol birleşimi 1980'lerin sonlarına dayanıyor. Wexner ABD’nin en güçlü perakende patronlarından biri, Milyarder ve Politik, akademik ve sosyal çevrelerde saygın bir figürdü. Serveti ve ağı tamamen yerleşmiş bir vaziyetteydi.
Epstein ise tam anlamıyla bir hiç kimse. Berbat ve kısa bir Wall Street süreci, Bear Stearns'tan sorunlu bir ayrılış ve maddi-siyasi bir gücü olmayan bir isimdi.
1982-1985 arası dönem ikilinin aynı habitatta buluştuğu dönemdi. Wexner zirvedeyken Epstein ile tanışıyor ve onu iş dünyasına "Üstün bir zeka" olarak tanıtıyor. Bu başarısızlık zincirine rağmen Epstein arkasına dönemin devi Wexner gücünü almış oluyor.
Bundan sonrası ise iyice şenlik. 1991 yılında Wexner gibi yüksek kalibre ve zeki bir adam bir anda kurduğu imparatorluğun tüm gücünü Epstein'e veren bir Vekaletnameyi Epstein'e veriyor. Artık Epstein, Wexner adına imzalar atabilecek, parasını yönetebilecek, onun adına gayrimenkuller alıp-satabilecek ve borçlanabilecek.
Başlı başına gerçek dışı bir teslimiyet görülüyor. Bu başta şu düşünceyi oluşturabilir "Epstein, bir şantaj ile bunu yapmış olabilir?" ancak ilerleyen süreçte bunun bilinçli bir eylem olduğunu zaten anlayacaksınız.
Artık Epstein her şeye sahip gözükse de hiçbir şeye sahip olmayan bir kişiydi. O artık Yahudi lobisinin en önemli çatısı olan Mega Group'un kurucusunun kuklasıydı.
3 - İsrail Birleşik Devletleri (Epstein ihtiyacına giden yol)
Bu kısımı anlatmadan günümüze hızlıca gelmenin bir anlamı yok. O sebeple şunu bir çözelim: Kim bu adamlar ve bu kadar büyük işlerde neden varlar?
Ben elimden geldiğince aktardığım konularda bir zincir sağlayarak sizlerin bunları doğru ve sorgulayabilecek bir alanınız olmasını istiyorum. O yüzden "Siz de her zengin yahudiye bir yafta yapıştırıyorsunuz" cümlesi gelmeden ben bu kısmın da altını doldurayım.
Burada karşımıza MEGA GROUP (MG) çıkıyor. MG başlarda Wexner ve Bronfman tarafından kurulmuş Study Group olarak adlandırılan bir yapıydı.
Literatürde bu yapı Yahudi kimliğini güçlendirmek ve hayırseverlilik yapmak için toplanan yaklaşık 25-50 kişilik bir ultra-milyarderler kulübü olarak gözükebilir. Ancak istihbarati kayıtlarda bu yapıya tek bir isim verildi: "GÖLGE KABİNE"
Gölge Kabine üst kısımda aktardığım güç ilişkilerini kurarak ABD iç siyaseti ve dış politikasını dizayn edecek devasa sermeyeyi etki operasyonlarına dönüştüren bir yapıydı. Daha da oturtacağım bu konuyu şimdi sizlere. Beni çok iyi anlayacaksınız.
Gölge kabine çekirdek kadrosu şu isimlerden oluşuyordu:
📌Leslie Wexner : Lojistik ve Operasyonel alan 📌Charles & Edgar Bronfman: Küresel Diplomasi ve Koruma kalkanı 📌Steven Spielberg: Medya ve kamuoyu algı yönetimi. 📌Michael Steinhardt: Finansal Akış ve İdeolojik altyapı. 📌Ronald Lauder (Estée Lauder): Sosyal Prestij ve Avrupa bağlantıları. 📌Max Fisher: Çekirdek ekipte olmasa da Üst akıl ve En yüksek diplomatik kişilik.
Şimdi bu isimleri çok daha iyi anlamaya geçelim:
BRONFMAN'S:
Brofmanlar grubun asıl ağırlık merkeziydi. Onlar SEAGRAM imparatorluğunun temsilcileriydi.
Babaları Samuel Bronfman, Rusya'da gerçekleşen baskılardan kaçarak Kanada'ya yerleşmişti. Kerestecilik ve otelcilik ile başlasa da Samuel bir noktadan itibaren İçki sektörüne yoğunlaşmıştı. Çünkü tarihi bir fırsat vardı: 1920 yılında ABD'de Alkol üretmek ve satmak yasaktı.
Bronfmanlar bu fırsatı kullanarak hemen Sınıra yakın bölgede bir depo kurdular. Böylece kaçakçılık ağlarına yakın ve kaçak alkol ticaretinin merkezine oturmuşlardı. Üstelik kaçak alkollerin büyük kısmı zehirli ve kalitesizdi ancak Brofmanlar hem kaliteli hem güveli hem de standart bir içki sunarak pazarı domine etmişlerdi.
Bu tam 13 yıl sürdü. Bronfmanlar bu yasa dışı ağ üzerinden devasa bir nakit rezervine sahip oldular. Çünkü pazarın tekel konumundaydılar. Hem varlık hem de pazar hakimiyeti olan her süreç için kaçınılmaz bir kurumsallaşma süreci başlattılar.
Bronfmanlar, 1850'li yıllardan beri var olan damıtma merkezi Seagram'ı satın alarak kendi şirketleri olan Distillers Corporatiın ile birleştirmişlerdi. Nihayetinde şans onlara 2. kez gülmüştü.
1933 yılında ABD'de içki yasağı kalınca artık sahne onlarındı. Çünkü yıllarca var oldukları pazarda artık legal olarak bulunacaklardı. En güçlü stoklara sahiplerdi. Hızlıca Crown Royal, V.O, 7 CROWN gibi markaları pazara sunarak ABD tekeli olmuşlardı. Zaten ilerleyen yıllarda Chivas Regal, Absolut vodka gibi küresel markaları da satın alacaklardı.
İşte Bronfman kardeşler böyle bir imparatorluğun gücüne doğmuşlardı ve onların odakları eğlence sektörü ve medyaydı. Edgar Bronfman'ı tanımlayan en net süreç ise Dünya Yahudi Kongresi (World Jewish Congress) başkanlığıdı dönemiydi.
Özellikle Nazi döneminin tazmini olarak Holokost kurbanları için el koyulan varlıklardan 1,25 milyar dolarlık tazminat anlaşması sağlaması onu en öne getiren işiydi. bunun yanı sıra Sovyetlerde, Yahudilerin göç etmesi için yoğun kulisler yapmış zaten tüm bu süreçlerin sonunda 99 yılında Clinton'dan Başkanlık Özgürlük Madalyası almıştı. Bu bir sivilin en üst alabileceği ödüldü.
Bronfman çok yüksek bir siyasi ağa ve diasporaya sahipti. Peki nasıl? İşte bu derece ağların temeli ilerleyen Epstein sürecinde netleşecek.
Hızla diğer isimleri tamamlayalım:
Michael Steinhardt:
Steinhardt Wall Street'in en sert hedge fon yöneticilerinden birisiydi. Gölge Kabine'nin idelojik motoruydu. Brithrigt İsrail projesini başlattı ve tüm dünya genelinde Yahudi gençlerinin belirli bir doktrinle büyümesini finans etti. Hani duyuyorsunuz ya İsrail'de öğrenci imkanları vs. bunların hepsi buradan geliyor.
Ronald Lauder:
Dünyaca ünlü kozmetik devi Estée Lauder Companies'in mirasçısı ve Diplomat. Kendisi 89-87 döneminde ABD'nin Avusturya büyükelçisiydi. Trump ile uzun süreli yakın dostluğu bulunuyor. 2007'de Dünya Yahudi Kongresi başkanlığını aldı.
Wexner ile en yakın ilişkileri olan diğer isimdir. İkisi de Cumhuriyetçi Parti'ye ve sağ kanat politikalara yakınlıklarıyla bilinir. New York ve dünya jet sosyetesinde aynı çevrelerde yer alırlar. Servetlerini de küresel politikalar ve kurumların fonlarına adamıştır.
Hani duyuyorsunuz ya ABD orta doğu'da şu örgütü şu okulları açtı/fonladı. Bunların ilk uygulayıcısıdır. Ronald S. Lauder Foundation aracılığıyla Orta ve Doğu Avrupa'da onlarca okul ve kamp açmıştır. Bunların etkisini bambaşka bir yazıda konuşuruz.
Max Fisher:
Kendisinin Uluslararası ilişkilerde ve siyaset biliminde doğrudan bir tanımı vardır: Kingmaker.
ABD başkanı Nixon'dan Bush'a kadar birçok başkanın doğrudan en önemli danışmanıdır. Aurora Gasoline başta olmak üzete Petrol imparatorluğunun old school ismi. Grubun en yaşlı ismiydi.
Eisenhower'dan oğul George W. Bush'a kadar tüm Cumhuriyetçi başkanlara Orta Doğu ve Yahudi meselelerinde resmi olmayan başdanışmanlık yaptı.
Abd-İsrail gerilim dönemlerinde iki tarafın köprü ismiydi. Mega Group yapısının ruhani ve stratejik lideri konumundaydı. Servet ve nüfuzun kullanımını yönlendirmiş ve bu isimlere önemli ayrıcalıklar sağlamıştır.
Detroit şehrinin de kurtarıcısıdır. Siyasi etkisini daha net anlatmak gerekirse:
73 YOM KİPPUR savaşında Nixon'ı askeri yardıma ikna eden isimdir. Yazdığı notta "Eğer İsrail'i şimdi kurtarmazsanız, tarih sizi affetmeyecektir" şeklinde baskısı ile bilinir. Aynı şekilde Reagan, İsrail’in bazı operasyonlarına karşı çıktığında, Fisher Washington’a gidip Reagan ile baş başa görüşerek tansiyonu düşürmüştür. İsrail Başbakanları (Golda Meir'den Ariel Şaron'a kadar) Washington’a bir mesaj iletmek istediklerinde resmi kanalları değil, doğrudan Max Fisher’ın telefonunu kullanırlardı.
Önemini siz belirleyin artık.
Bu gördüğünüz MG'nin ne kadar önemli olduğunu ve Epistein karakterinin ortaya çıkış sürecini önemli ölçüde anlamanızı sağlamıştır. Burada okuduğunuz bir çok süreç işte Epistein üzerinden kurulan ağların yarattığı diasporatik güçten kaynaklanıyor. Zaten bunlara çokça gireceğiz Ancak MG yapısını anlamanız her kısımın temeli için oldukça önemli.
O yüzden burayı tamamlayıcı bir kısımlar bitirelim:
MG işleyiş olarak klasik AIPAC tarzı yapılar üzerinden çalışmazdı. Bireyleri bağışlar üzerinden satın alma metodu ana yöntemiydi ve gerçekten okuduğunuz kısımlardan da anlayacağınız üzere hem bugün iki temel partinin büyümesinde hem de önemli isimlerde devasa yardımlar ve süreçler inşa ettiler.
Sadece ABD değil Brithright projesi başta olmak üzere küresel yahudi diasporası için her türlü sermaye aktarımını gerçekleştirdiler.
Mega ilk defa 1997 yılında ABD istihbarat raporlarına düşmüştü. Bir mossad görevlisi ve amiri arasındaki telefon görüşmelerini yakalayan NSA bu görüşmelerde Beyaz Saray’da bulunan ve gizli belgelere erişimi olan üst düzey bir köstebekten bahsedildiğini yakalamıştı.
Köstebeğin kod adı: MEGA
Bu süreç önemliydi çünkü bu yakalama sonucu gerçekleşen operasyonlar MEGA'yı bitirmeyecek aksine MEGA'nın dokunulmazlığı tescillenecekti.
NSA’nın o meşhur "Mega" kod adlı görüşmeyi yakalamasından sonra FBI, Washington’daki İsrail casus ağını çökertmek için devasa bir soruşturma başlattı. Şüpheler, o dönem Clinton yönetiminde olan ve Mega Group üyeleriyle çok yakın ilişkisi bulunan üst düzey bürokratlara (özellikle Anthony Lake ve Martin Indyk gibi isimlere) odaklandı.
Ancak soruşturma ulusal güvenlik ve diplomatik hassasiyetler" gerekçe gösterilerek rafa kaldırıldı. Bu olay ile kamuoyu ilk kez MG'nin adını duymuş oldu WSJ'nin 1998 de grubu, Wexner'i ve Bronfmanı hedefe koyan makalesi sonrası MG ismi kullanılmamaya başlandı. Ekip daha küçük hücre tipi yapılara bölünde ve isimlerini Hayır Kurumlarının adı altında saklamaya başladı.
İşte tam bu takip edilememezlik dönemi Epstein'in yükselişini sağlayacak ve onun artan serveti-nüfuzunun açıklamamasına yol açacaktı. Bugün bu boşluların tamamı aslında bundan kaynaklanıyordu.
Epistein bu denklemin en önemli vekil aparatı olarak var edilecekti. Bu olay sonrasında ise hızla ivmelenmeye başlayacaktı.
Ha bu arada aklınıza da takılmasın diye kısaca söyleyeyim: FBI soruşturması yıllar sonra tam bugün açılan dosyalarda belki de sonuçlanmış olacak. 97 yılında o köstebek ile ilgili Epstein günlüklerinde "W için Washington temizliği tamam" notu kullanması hedefi Wexner'e yöneltmişti.
Bölüm 4: Epstein Projesinin başlangıcı
Şimdi zamanı geri sarıyoruz. Epstein ve Wexner'in tanıştığı döneme. Bu ikili öyle şans eseri tanışmadı. Burada kritik bir isim var: Robert Jaffe
Kendisi Palm Beach sosyetesinin önemli isimlerinden ve Wexner'in sigorta işlerini yürüten kişiydi. Tesadüf ki ilerleyen süreçte kurulacak olan MG'nin bir çok üyesiyle de akraba bir isimdi.
Kendisi Jaffe aracılığıyla Wexner'e vergi kaçırma ve offshore ihtiyaçlarının karşılanması için yardımcı olabileceği anlatısıyla bir görüşme ayarlar ve ikili tanışırlar.
Bu bölümün buraya kadar kısmında genel anlatılarla ortak ilerliyoruz. Ancak buradan sonra maalesef onlardan farklı bir çizgiye geçeceğiz.
Geleneksel anlatılar bu zincirleri şöyle dolduruyor; Wexner zengin ancak yalnız-asosyel bir adamdı. New York ve Palm Beach aristokrasisi onu sonradan görme olarak tanımlardı ve Epstein onun egosunu okşayarak ona parıltılı bir hayatın kapısını araladı. Bu yüzden de çok samimi bir süreç başladı.
Ancak biz burada ayrılıyoruz. Çünkü hikayeler anlatıldığı değil zincirlerden oluşur. Evet ortada henüz MG yok. Ancak bir isim vardı MG'nin akıl babası dediğimiz. Bu isim Max Fisher'dı. İşte 80'lerde bölgenin zirvesinde olan Wexner çoktan MG'nin öncül süreci olan "Yemek diasporasına" dahil olmuştu.
70'lerin sonlarında Fisher ile ilk temaslarını yapan Wexner, diğer MG kadrolarıyla iletişimde olan ve artık bölgesinin üstünde bir ekonomiye erişen biri isimdi. Bu süreç çoktan kayıt dışı ve aklanan para döneminde olduğu bir süreçti. Yani Wexner anlatıldığı gariban noktasında değildi.
Wexner işleyişin hukuki boyutlarını içinde çokça dengeleyen bir isimdi. Evet bu haliyle bile bir çok nüfuz alanına erişebiliyorlardı ancak henüz 90'larda inşa edilecek KÜRESEL RÜŞVET VE İLİŞKİLER ağı tekelde değildi. Bu yüzden Wexner bazı işleri dolaylı ve sorumluluksuz bir sürece bağlamak istiyordu.
İşte Epstein bu noktada ilk kontağa giriyor. Epstein başarısız ve bitik bir adam konumundaydı. Ancak onu Jaffe'nin aracı olduğu süreçte dikkat çekici yapan bir olay vardı.
İkilinin tanıştığı dönemde Epstein, Steven Hoffenberg ile birlikte Tower Financial üzerinden tarihin en büyük saadet zincirlerinden (Ponzi) birini yürütüyordu. İşte Wexner'i ikna eden kısım buydu.
Epstein tarihin ilk büyük finansal suçlarından birini yürütüyordu. Bunu da hayatındaki en kritik fikür olan Hoffenberg ile birlikte yürütüyordu. Hoffenberg onun hem hocası, hem suç ortağı, hem de yıllar sonra en büyük düşmanı olacaktı.
Hoffenberg, 1980’lerin New York’unda "borç tahsilatı" ve "finansal manipülasyon" dünyasının kralıydı. Tower Financial Corporation'ın sahibiydi. Agresif, etik kuralları olmayan ve parayı sistemsel boşlukları kullanarak nasıl "yok edeceğini" bilen bir adamdı.
Epstein ile de 80'li yıllarda tanışmışlardı. Hoffenberg, onun ahlaki bir değeri olmadığını ancak hırslı olduğunu gördü ve kendi sağ kolu olarak tanımladı.
İkili Tower Financial Ponzi düzenini kurdular. Mimarı Epstein'di. Epstein, parayı offshore hesaplara aktarma ve paravan şirketler kurma konusunda ustalık sergiliyordu. O dönemin parasıyla 475 milyon dolar vurgun yapıldı.
Daha da ilginç kısmı ise bu olaydan sonra başlayan soruşturmalarda. Soruşturmalar 95 yılında tamamlandı. Hoffenberg 20 yıl hapis cezası yedi ancak Epstein iddianameden çıkarıldı. Nedeni ise şuana kadarki süreçte belli ancak zaten anlatacağımız kısımda çok daha net olacak.
Hoffenberg 2013 yılında hapisten çıktıktan sonra Epstein ile hesaplaşmaya çalıştı. Ancak bu o dönem imkansızdı. Kendisi itirafçıya dönüştü. Bu yazının ikinci bölümünde değineceğimiz Temizlikler sayfasında kendine yer bulacak şekilde 2022 ağustos ayında ölü bulundu.
Nitekim işte Wexner ve Epstein'in bir araya geldiği denklem buydu. Epstein 400 milyon dolar bir kayıt dışı paraya sahipti. İşte ikiliyi birleştiren ilk nokta buydu. İkisini tamamlayan tek bir çatış vardı. Wexner'in tam bu profil bir insan ihtiyacı varken, Epstein'e de bu parayı sisteme sokacak çok büyük bir şirket lazımdı.
Wexner, Fisher ile bir görüşme süreci gerçekleştirmesinin ardından Epstein'ın bu "kirli finans" yeteneğini kendi devasa servetini "grileştirmek" veya "operasyonel fonlara dönüştürmek" için kullanmaya karar verdi.
Böylece Epstein sahneye çıkmaya başlayacaktı. Wexner ve Epstein ilişkisi çok anlamlandırılabilir şekilde ilerliyordu. Hiyerarşi mevcuttu. Wexner saygın kişilik arka plan tutumunu korurken Epstein daha sosyal bir yönü oynuyordu.
Nihayetinde aslında tam bir kişilik bozukluğu/alter ego olarak tanımlanacak durumu görüyorduk. Aslında ise süreç çok açıktı.
Epstein vitrin yüz olarak görev alıyordu. Wexner'in tüm ağlarına giriyor, Wexner'in adının karışmaması gereken her sürece müdahil oluyordu. Ancak henüz büyük kriminal suç ağı inşa edilmiyordu. Bu süreçte daha çok kara para aklama ve siyasi bağlar süreciydi.
Kırılım 1991 yılında gerçekleşecekti. WEXNER TÜM yetkisini devredecek, MG kurulacak ve Sovyetlerin dağılışıyla yeni düzen içerisinde en önemli diaspora inşa edilecekti. VE TÜM BUNLAR İNSANLIK TARİHİNİN EN İĞRENÇ KAYITLI SUÇLARIYLA sağlanacaktı.
Sovyetlerin yıkılışı, MG'nin kuruluşu, Epstein'in tam yetkilendirilmesi ve Soğuk Savaş SONRASI dünya siyasetinin tekelleşmesi süreci. 1991 her açıdan çok önemli bir dönüşüm yılı olacaktı.
- Bölümde bu kısım ve örgütün faaliyet sürecini ele alarak en sonunda bu ağın güncel durumu ve yaşanan temizlikler kısmına değineceğim. Şimdilik bu kısımları anlamanı önemli olacaktır.
Saygılar.